29 Aralık 2013 Pazar

Güzel Olmaz Mı?

Atlasak bir karavana,
Yanımıza hiçbir şey almadan,
Sadece ikimiz!
Ha bir de müziklerimiz!
Gitsek o an canımız nereye isterse.
Dünyayı dolaşsak mesela.
Denizleri aşsak,
Dağların arasında,
Kaybolsak...
Ama hep el ele olsak.
Yüzümüzde minik bir tebessüm.
Kimi kandırıyorum!
Biz birlikteysek eğer,
Yüzümüzde kocaman bir gülümseme olur.
Ama ne güzel olur!
Hayatımızı yaşasak,
Şehirden uzaklaşsak,
İçimize çekilsek,
Ama birlikte...
Gece olunca,
Bir sahil kenarında dursak.
Uzansak yere,
Ben senin omzuna koysam kafamı.
"Omzun bütün yastıklardan daha rahat..."
Kalbinin atışını dinlesem.
Elini tutunca hızlanışını fark etsem,
Ve seni bir daha sevsem...
Dönüp o karanlıkta
Parıldayan gözlerini görsem,
Ve sana bir daha aşık olsam...
Güzel olmaz mı?
Birbirimize kalsak?
Öylece yaşasak,
Derdimiz tasamız olmadan...
Birbirimizi sevsek sadece.
Güzel olmaz mı?

22 Aralık 2013 Pazar

Bu Aşk Nasıl Bir Şey?

Zaman geçiyor.
Dakikalar, saatler geçiyor.
Gözlerim yaşlı,
Ellerim soğuk,
Seni arıyor.
Arıyor da bulamıyor.
Neredesin sevgili?
Seviyorum.
Sakın sevmiyorsun deme!
Çok seviyorum.
Sevmesem dayanır mıyım bu hayata?
Yaşar mıyım,
Hem seninle, hem sensiz?
Özlüyorum...
Sana arkamı döner dönmez özlüyorum.
Seni daha öperken özlüyorum.
Senin yanındayken,
Gideceğimi düşünüp üzülüyorum.
Korkuyorum
Kendimden çok korkuyorum be sevgili
Yapabileceklerimden,
Düşüncelerimden,
Ve sevgimden...
En çok da sevgimden korkuyorum.
Çünkü sevince...
İnsanın gözü kör olur.
Ve ben,
Ben seni çok seviyorum.

25 Kasım 2013 Pazartesi

Yeniden Sevmek

Bir insanın tenini özlemek nasıldır bilir misin?
Sana seslenişini,
Elini tutuşunu,
Öpüşünü...
Horlamasını bile özlediğin biri oldu mu hiç hayatında?
Birlikte uyumadığın geceler o horultuyu aradın mı hiç?
Sol tarafındaki sıcaklığı hissedemeyip uykun kaçtı mı?
Uyandığında çoktan uyanmış ve seni izleyen gözlere bakıp günaydın dedin mi hiç?
Peki ya sabah bunu yapamayacağın için uyumak istemediğin oldu mu?
O şehirde yokken güvende olmadığını hissettin mi?
Bir "Aşkım" deyişiyle için titredi mi?
Ben aşkı yeniden buldum.
Ayrı olduğumuz saatlerde elimi tutuşunu bile özledim.
Kulağımın dibindeki horultuyu bile sevdim.
sol tarafımda O yok diye uyumadım geceleri.
Sabahları gidip yanına sokuldum,
Horlamasını duyup huzuru buldum.
Şehre geri dönünce güvenin nasıl bir duygu olduğunu tattım.
Bir "Aşkım" deyişiyle içimi titreten adam!
Çok sevdim ben seni.

31 Ekim 2013 Perşembe

Şefkat

Onu sevmek o kadar güzel ki, yumuşacık bir his. Aşk dolu, sevgi dolu, şefkat dolu. Nefretten çok uzak. Saf bir duygu onu sevmek. Bunları anlamam için çok olay yaşandı. Bir tanesini paylaşmak istiyorum.

Uykusuzduk, yatakta yatıyorduk. Telefonu çaldı. Ağabeyi arıyordu. Koluna sarıldım. Gecenin karanlığında gözlerimi yumdum ve konuşmasının bitmesini bekledim. Nefes alış verişimle yükselip alçalan göğsüm haricinde hiçbir kasım hareket etmiyordu. Yaklaşık 20 dakika telefonda geçti. Telefonu kapadığında konuşmaya derman bulamadım. sustum öylece yatıyordum. Uyuduğumu sandı ve bundan cesaret alıp konuşmaya başladı.

"Uyu hayatım, uyu aşkım. Tatlı uykular bir tanem." dedi. Bir yandan parmaklarını dirseğimde gezdiriyordu. Kesik bir nefes alıp sözlerine devam etti...

"Ama bil ki hep yanında olacağım. Ben hep seninleyim, her zaman arkandayım. Seni üzmemek için elimden geleni yapacağım. Çünkü sana aşık oldum. Evet sana aşık oldum. Çok alıştım daha da bağlandım. Biliyorsun, ben böyle şeyleri söyleyebilen bir adam değilim. Beceremem duygusal konuşmaları. Belki sana duygularımı bile belli edemiyorumdur. Ama seni seviyorum. Sen şu anda uyuyorsun. İyi ki de uyuyorsun. Beni gözü yaşlı görmeni istemezdim. Uyanık olsan bunları söyleyemezdim." dedi.

Bir yandan söyledikleri çok hoşuma gidiyor bu nedenle gülümsüyordum. Ama bir yandan da uyanık olduğumu anlamaması için kendimi tutuyordum. Yavaşça saçlarımı okşamaya başladı. "Saçlarına dokunabilmek bile büyük bir ayrıcalık. İyi ki benimlesin." dedi ve anlıma sıcacık bir öpücük kondurdu. Gözlerim dolmuştu. Ona sarıldım. Uyanık olduğumu anladı, utandı.

Kulağına yaklaştırdım dudaklarımı. "İyi ki seninleyim sevgili. Çünkü başka kimse beni bu kadar mutlu edemezdi. İyi ki seni seviyorum, çünkü bir başkası buna değmezdi. Senden başka kimseyle olmak istemiyorum. Senden başka kimseyi sevmek istemiyorum. Sadece seninle olmak, sadece seni sevmek istiyorum." dedim ve yanağını öptüm.

Onu sevmek böyle yumuşacık, şefkat dolu işte. Onun sevgisi bu kadar değerli.

5 Ekim 2013 Cumartesi

Yaşayacaksın

Daha çok yol var önünde.
Bakma arkana!
Daha büyüyeceksin sen.
Seveceksin bir kere,
Ağlaya ağlaya.
Hayata küseceksin önce,
İnancını yitireceksin belki.
Ama seveceksin tekrar.
Ve tekrar.
Ve tekrar.
Sevişeceksin sen daha,
Ağlaya ağlaya,
Çığlık ata ata.
Ve yalnız kaldığında,
Belki biraz pişmanlık
Belki de biraz baş dönmesi.
Ve hatalar...
Hücum edecek beynine.
Göğüslerinde kalan ıslaklık,
Daha da çoğalacak gözyaşlarınla.
Ve sen daha öleceksin.
Başın sevdiğin adamın omzunda,
Gözlerini yumacaksın hayata.
Sadece bekle!
Başının uygun olduğu omuzu bekle.

29 Eylül 2013 Pazar

Sev Ki...

Sabretmek lazım,
Seviyorsan eğer affetmen lazım,
Değer veriyorsan devam etmesi için kıçını yırtman lazım,
Olgun olman lazım bazen.
Ve bazen bağıra çağıra kavga etmek yerine susman lazım.
Sinirinden titresen de tek bir kötü söz etmemen lazım.
Bunları yapmamalısın ki devam edebil.
Yaralar bırakma karşındakinde.
Hatalarını yüzüne vurma ki,
O senin suskunluğudan daha çok pişmanlık duysun.
Ama bunları hak edecek birine yap.
Sev.
Çok sev.
Sev ki görsünler
Ne kadar büyük bir yüreğin olduğunu.
Sev ki gülsün yüzün,
Ağlasın gözlerin,
Kalbin sıkışsın,
Ellerin uyuşsun.
Sev ki hayatın anlamı olsun.
Sev ki affetmeyi öğren.
Sev ki sabretmeyi öğren.
Sev ki sevmeyi öğret.

28 Eylül 2013 Cumartesi

Yalanlar Yalanlar ve Yalanlar

Tam tekrar başlıyorum hayata,
Yaşamaya,
Güvenmeye,
Sevmeye...
Gene bir yanlış,
Gene yalanlar...
Hep aynı mı olmalı?
Farklı kişilerle aynı şeyler mi yaşanmalı?
Kim koyuyor böyle bir kuralı?
Kim koyar ki böyle saçma bir kuralı?
Biraz değişin be arkadaş.
Biraz dürüst olun!
Biraz cesur olun!
Söyleyin işte doğruları.
Nesi var ki doğruların?
Niye söylemezsiniz doğruları?
Neden söyleyemeyeceğiniz şeyleri yaparsınız?
Neden onurlu davranmazsınız?
Neden korkup kaçarsınız?
Neden saklanırsınız?
Neyse.
Bana ne!

26 Eylül 2013 Perşembe

Sabahların Bir Anlamı Varmış

Sabah uyandım, her zaman olduğumdan farklı bir yerdeydim. Her zaman olduğumdan farklıydım. Her gün uyandığımda güne lanet ederek başlardım. Ama bu sabah gözlerimi açtım ve yanımda o çok sevdiğim adamı gördüm. Lanet ettiğim günler geride kalmıştı anladım, bu güne gülümseyerek başladım.

İlk kez bir güne içimde huzur ile uyandım. İlk kez güneşin doğuşuna şükür ettim. Aşkın bu kadar güzel olduğunu unutmuştum. Ama bu sabah, yanımda uyuyan adam bana aşkın hüzün değil mutluluk veren bir şey olduğunu öğretti. Bana günlerin aslında ne kadar güzel olabileceğini gösterdi. Bana hayatın anlamını verdi. İçimde ölen hücreleri tekrar canlandırdı. Sevgiyi aşıladı. Buları bir bakışla bile yapmadı. Uyurken yaptı. 


Onu uykuda izlemek bana sabahların ne kadar anlamlı olduğunu kanıtladı. Ona sarılıp uyumak öyle güvenli ki...


Bu sabah hissettiklerimi sayfalara döksem kelimeler yetmez. Türkçe buna yetmez! Hislerimi anlatmak için kurduğum cümleler hissettiklerimin yanında o kadar zayıf ki... Öyle çok seviyorum ki...


Hiç tahmin etmezdim tekrar sevebileceğimi. Ama seviyorum. Ne olur ileride bilemiyorum belki. Ama şu an bu içimdeki sevginin tadını çıkarıyorum. 


Sevmek o kadar güzel ki. 


Ve "sevmek ne uzun kelime..."

24 Eylül 2013 Salı

Kendiniz Olun

Uzun zaman oldu.
Çok uzun zaman.
Sayamadım,
Çok özledim ama.
Çok bekledim.
Öyle çok bekledim ki
Başka kimseyi görmedim.
Çok sevdim ben.
Öyle çok sevdim ki
Sevemedim bir daha.
Çok güvendim hem.
Kalbimin her atışında güvendim.
Kimseye güvenmediğim kadar,
Babama bile,
Anneme bile...
Hata yaptım evet.
Çünkü bir kere öyle güvenince
Bir daha güvenemiyormuşum.
Bunu öğrendim.
Kötü olmadı aslında.
Ama pişmanım!
Deniyorum.
Denemediğimi söyleyemezsiniz!
Ama olmuyor, bir şeyler engelliyor.
Bulmaya çalışıyorum.
Çünkü karşımdaki buna değecek bir kişi.
Kendimi aşmam gerekiyor biliyorum.
Tekrar güvenmem gerekiyor,
Tekrar sevmem gerekiyor.
Aslında seviyorum da!
Bilmiyorum!
Çok çabalıyorum,
Çok istiyorum eskisi gibi olabilmeyi
Ama hangimiz başarabiliyoruz ki?
O yüzden şimdi yargılamayın beni.
Yargılamayın işte.
Yaptığım hataları yüzüme vurmayın!
Biliyorum çünkü hatalarımı,
Ve onlar için çok 'keşke' diyorum!
Bilin bunu!
Anlayın biraz!
Yerime koyun kendinizi mesela.
Hanginiz gitmezdiniz ki aşk sandığınız o garip hissin peşinden?
Hanginiz koşmazdınız ki delicesine,
Hiç deymeyecek birinin peşinden?
Ben yapmadım diyemez hiçbiriniz!
Demeyin zaten.
Dürüst olun!
Kendiniz olun!
Sahte oyunlarla gizlemeyin kim olduğunuzu.
Kabuğunuza çekilmeyin.
Gösterin kendinizi.
Gülümseyin mesela,
İçiniz ağlasa bile.
Belki birisi sizin o gülüşünüze tutunur.
Belki de siz bir başkasının gülüşüne hayran kalırsınız?
Belli olmaz.
Hayat bu.
Ne zaman nerede seveceğiniz,
Nerede güveneceğiniz belli olmaz.

3 Eylül 2013 Salı

Sevebilirim Tekrar

Sanırım bu sefer doğru yoldayım.
Hoşuma gidiyor yaşananlar.
Sevmeye başlıyorum sanki,
Uzun zaman sonra yeniden...
Güvenmek istiyorum.
Ama yapamıyorum.
Belki zaman gerek.
Belki aşk.
Belki ölmem gerek.
Bilmiyorum.
Yaşıyorum işte.
Bazen bir an oluyor.
O en sevdiğim adamın adı anılıyor,
İçim parçalanıyor.
"Bir daha nasıl güvenirim?" diyorum.
"Nasıl severim böyle?"
Ama severim ben.
Yaparım biliyorum.
Çünkü ben sevmeyi seviyorum.
Ve biliyorum.
Bu adamı seveceğim.
Bu sefer güveneceğim.
Ve boşa olmayacak bu.

16 Ağustos 2013 Cuma

Sadece İstiyorum

Çok şey var söylenecek,
İnsan yok söyleyecek
Sanıyorsun ki farklı davranılıyor bu sefer
Ama hep aynı
Aynı başlangıç
Ve aynı son
Her seferinde!

Değiştiğim belli
Üzülmüyorum mesela
Kırılmıyorum da
Umursamıyorum
Sadece yaşıyorum

Seviyorum filan sanıyorlar
Ama sevmiyorum da aslına bakarsanız
Çok güzel oynuyorum

Anı biriktirmiyorum
Yaşandığı an silip devam ediyorum
Gülümsüyorum
Ama sahte
Fark etmiyorlar
Bu iyi bir şey

Affettim herkesi
Bana düşer mi yargılamak
Keşke düşse

Hiçbir şey olmamış gibi tekrar güvenebiliyorum
İlginç olan da bu
Kaybedeceğimi,
Benim olmayacağını bile bile
İstiyorum

Küçük bir kız çocuğunun oyuncak istediği gibi
Ben de istiyorum
Benim olsun
Ve hiç gitmesin istiyorum
Ama gidiyor.
Gitmek zorunda!
Çünkü benim değil.

6 Ağustos 2013 Salı

Geceler Olmasın

Yazamıyorum artık... Yapamıyorum.

Gündüz her şey çok güzel. Özlemiyorum. Hatta başkalarıyla görüşüyorum. Ama gece olunca... 

İçimde bir şeyler başlıyor. İnsanları sevmez oluyorum. O hariç. Cem Adrian iyi gidiyor geceleri.  Replay tuşunu sikiyorum resmen geceleri. Yanında da bi sigara... Kalbim daha hızlı atıyor. Daha çok kan, O'nu seven hücrelerime gidiyor. Daha çok gözyaşı, daha çok özlem, daha çok yalnızlık ve daha çok sessizlik getiriyor geceler bana.

Geceler bana bunca şeyi getiriyor da neden O'nu getirmiyor? 

Soracak çok sorum var. Ama soracak kimse yok! 

Sen hiç nefret ederken delice sevdin mi? Ben çok sevdim! 
Geceler bana O'nu sevdiren.
Sen hiç sevdiğin insanı görmemek için başka bir şehre gittin mi? 
Sen hiç sana asla gelmeyecek birini bekledin mi? 
Peki ya sen hiç senin olmayacak birinin oldun mu?

21 Temmuz 2013 Pazar

Haykırmak Lazım

Bir damla gözyaşı sanırım ihtiyacımız olan.
Bir şarkıyla gelen,
Belki de bir şiir sonunda...

Aslında özlemiyorum.
Özlemek için vakit bırakmıyorum kendime.
Uyuşturuyorum kendimi bir şekilde,
Senin yokluğunu anlamamak için.
Seninle olan şeyleri yapmıyorum mesela.
Seni hatırlatan sokaklardan geçmiyorum.
Seninle oturduğumuz bar taburesinde oturmuyorum,
Hatta o bara hiç gitmiyorum.

Ağlamıyorum da.
Ağlama demiştin çünkü...
Hissedersin belki ağladığımı.
Üzülürsün,
Kıyamam.

Sevmiyorum da sanki,
En azından eskisi gibi...

Yazamıyorum da artık.
Sesini duymayınca ilham gelmiyor ki be adam!..

Omzuma dokunuyorum bazen.
Öptüğün yere,
Dudaklarını hissederim diye belki...

Kokun kalmadı bende.
Silindi her yerimden.

Okuyamıyorum da artık,
Ne kitap
Ne şiir...

Çok yara aldım.
Çok hırpalandım.
Yavaş yavaş bittiğini hissediyorum.
Bilmiyorum ne zaman son bulur.
Bilmiyorum ne zaman bu acılar çekip gider.

Güvenemiyorum artık kimseye.
O kadar çok denedim ki güvenmeyi,
Ve başardım.
Güvendim,
Ama boşa güvendim!...

Çok hata yaptım.
Bizde de papaz olsa,
Gitsek ve günahlarımızı anlatsak...
Affedilir miyiz?
Ben affedilmem.
Günahkarım!
Aslında inanmam biliyorsun.
Boş versene.
Sen umursamıyorsun.
Sevmiyorsun.
Yalan söylüyorsun.
Sen hep gidiyorsun.
Sen hep terk ediyorsun.
Git!
Gitme!
Kal!
Sarıl bana,
"Artık buradayım." de.
"Her şey geçti." de.
Ama gitme.
Bir kez olsun kal.
Bir kez olsun sev.

13 Temmuz 2013 Cumartesi

Ben Böyleyim

Bütün acımı yitirdim.
Bütün sevgimi yitirdim.
Güvendiğim insanların hepsi bir bir gittiler.
Sevdiklerim zaten çekip gitmişti.

Sevmeyeyim dedim.
Güvenmeyeyim.
N'olur ki?
Oluyormuş.
Hem de çok şey...

O kadar kötü şekilde son buluyor ki bazen hayatlar...
Hiç yaşanmaması gereken şeyler yaşanıyor.
Hiç tadılmaması gereken acılar tadılıyor.
Ama insanoğlu çok güçlü!

Bazen ağlamıyor bile.
Tek damla gözyaşı bırakıyor odada.
Sonra çekip gidiyor.

Bazen sinir krizleri geçiriyor.

Ağlamamak güç gösterisi değil!
Ağlamak güçsüzlük hiç değil!

Ağlayan insan samimidir.
Ağlayan insanın canı çok yakılmıştır.
Ağlayan insan çok terk edilmiştir.
Ağlayan insan çok terk etmiştir.

Ağlamak sevmek gibidir.
Gerçektir, içtendir, istemsizdir.

Bazen bir şehri terk ederken,
Bazen arkada kalanlar için,
Bazen yaptığın hatalar veya seçimler için,
Bazen nefret ettiğin için...

Nefret öyle bir duygu ki...
Tarifi yok.
Yazsam sayfalar boşa harcanır,
Kalemler boşa tükenir.
Ama sevmek varken nefret etmek...
Nefret eden kişi için değil!
Edilen kişi için acınası!

Tren garında unutulan valiz gibi.
Boş ve anlamsız.
Sahipsiz ve duygusuz.
İşte öyleyim.

Sevmek istedim arkadaş!
Güvenmek istedim!
Bu en uzun yazım olacak...
Bir sigara yakmalı,
Boş boş yazılmaz bu.

Unutmak ne güzel.
Unutulmak çok acı!
Ben ne yaşadım bu kadar?
Bu kadar hüzün verecek,
Bu kadar acı çektirecek,
İnsanlara güvenmemi engelleyecek...

Ne yaşadın dost sen!

Ben acılarımı unutmam.
Ben sevinçlerimi unuturum.
Mutlu anlar olgunlaştırmaz.

Bir zaman gelir.
Ve artık üzülsen de,
Kırılsan da...
O lanet gözyaşı düşmez gözünden.

İçin parçalanır belki,
Belki çığlıklar atmak istersin.
Ama çıkmaz o nefes içinden.

Küçük bir kızdım ben.
Toz pembe dünyası olan.
Bebekleriyle oynayan.

Sonra bir adama güvendim.
Gözlerimi açtığımda güvendiğim ilk adama.
O toz pembe dünyamı
Siyah beyaz yapan adama.

Yıllar geçti.
Bir adama daha güvendim.
Hatta o adamı tüm kalbimle sevdim.
Siyah beyaz olan dünyam
Toz pembe oldu tekrar.
Ama aynı adam,
Dünyamı nasıl toz pembe yaptıysa...
Geri siyah beyaz da yapabileceğini gösterdi bana.

Çok şey yaşadım dost!

Acılardan beslenen bir kız oldum ben.
Kırılmayan, üzülmeyen,
Sevinmeyen bir kız oldum.
Canı yanmayan,
İnsanlara güvenmeyen bir kız oldum.

Ben ağlamayan bir kızım.
Ben umursamayan bir kızım.
Ben insanları önemsemeyen bir kızım.
Ben büyük bir aşk yaşamış bir kızım.
Ben büyük terk edilişler yaşamış bir kızım.
Ben terk edilişlerin şahını yaşamış bir kızım.

Ben artık kimseye değer vermeyen bir kızım.

9 Temmuz 2013 Salı

Zaman Gerek

Bırakıp gidemezsin bazılarını.
Ne kadar acı verirlerse versinler hala sevmeye devam edersin.
Ve seni en çok acıtan da
Hayatının içine eden birini hala sevmek olur.

Bazen sevmekten vazgeçersin.
"unuttum, bitti!" dersin.
Ama bitmez bilirsin.
Bitti desen de seversin.

Anılar...
Durup durup yeniden yaşarsın.
Bir an aklından silinse için parçalanır.
Hatırlamak için kendini paralarsın.
Sanki unutursan onu sevmekten vazgeçecekmişsin gibi...
Sanki sevmemek mümkünmüş gibi...

Hayat yoluna girsin istersin.
Girermiş gibi gelir bazen.
Ama hiçbir şey güzel olmaz onsuz.
Belki çok sonra,
Ama şu an değil...

6 Temmuz 2013 Cumartesi

Öylesine

Düşünemiyorum!
O kadar kızgınım ki düşünemiyorum!
Çok değer veriyorum.
Bazen gereksiz insanları yok yere seviyorum.
Hem de sevgimi kazanmak için çabalamazlarken.

Üşüyorum.
Sarıl bana!

Özlüyorum.
Her nefesimde daha çok özlüyorum...
Ama çok da kızıyorum.
Öfkemi yenemiyorum...
Belki gülümsese koşup sarılırım.
Bilemiyorum...

Gözler...
O kadar anlamlı bakar ki...
Bazen bütün aşkını ilan eder,
Bazen nefretini kusar.
Ve ben düşünüyorum...
Seviyor muyum?
Yoksa nefret mi ediyorum?

Sanırım özlüyorum...

1 Temmuz 2013 Pazartesi

Hayaller De Kırılabiliyormuş

Hak etmediğimiz şeyleri yaşarız bazen.

Önemli olan üstesinden gelebilmek sanırım ya da alışmak. Bilmiyorum. Zaten bilseydim bir şeyleri çözmeye çalışmazdım. Burada olmazdım.

Tam her şey kötü giderken biri çıkar karşına. Dersin ki "Evet! Onunla mutlu olabilirim." Ama işler düşündüğün gibi gelişmez. Hatta hayal ettiğin hiçbir şey gerçekleşmez.
Üzülürsün, kırılırsın, ağlarsın... Ama tabi ki de boşa...

"Çok istersen olmaz küçük." demişlerdi bir zamanlar... Ve ben çok istemiştim. Ve öğrendim ki çok isteyince olmuyormuş.

30 Haziran 2013 Pazar

Yaşa Hadi

Bazen elimizde olmadan hatalar yaparız.
Biliriz aslında hatanın "Geliyorum!" dediğini.
Hissederiz bir şekilde...
Ama engel olamayız.
Engel olabileceklerimize de engel olmak istemeyiz.
Bilerek yaparız yani.
Bir andan sonra umursamayız hiçbir şeyi.
Karşımızdakinin bir hareketi
Veya söylediği bir söz duyguları siler atar.
Duygu olmayınca mantığını da iptal eder insan.
Bazen de ilaçlar umursamaz davranmamıza sebep olur.

Dönüp arkana bakarsın,
"Keşke!" dersin.
Ama olan oldu bir kere, geri dönemezsin.
Unutup yaşamaya devam edeceksin...
Gözünden yaş bile akmaz.
Sende o hataya dair bir iki iz kalır.
Ve sen yaşamaya devam edersin.
Bazen için burkulur,
"Keşke"ler hayatını basar bir anda.
Oturup ağlarsın saatlerce,
Gözlerin şişer, sesin kısılır...
Ama geri döndüremezsin zamanı.
O düştüğün küçük durumu düzeltemezsin.

Bir sigara yakarsın.
Zaman geçmez.
Yaralar kapanmaz.
Hatıralar unutulmaz.
Hatalarınla yaşamayı öğrenirsin sen de.
Hayatın verdiği en büyük derstir bu.

Sen hayaller kurarken ufacık bir hatayla bütün hayallerin bitmesi.
Bir metropolün bir anda yerle bir olması gibi...
Hayatta yanlış düğmeye bastığın o an...
Alışılması zorunlu, geri çevrilemez ve unutulamaz bir an...
Yaşa hadi!

28 Haziran 2013 Cuma

Daha Çok Erken

Bu vücut benim değil sanki..
Bu beden bana ait değil.
Ellerim, bacaklarım yok.
Hissetmiyorum...
Başım dönüyor.
Nefes alamıyorum.
Gözlerim kararıyor.
Yere yığılacağım birazdan.
Neredesin? Tut beni!
Sıkıca tut ki ruhum bedenimden ayrılmasın.
Beni tut ki seninle kalabileyim.
Gitmeme izin verme.
Daha yaşanmamış çok şey var hiçbir şeyim.
Birbirimizi doyasıya öpmedik daha.
Gözlerimiz zihnimize kazınmadı henüz.
Kalplerimiz aynı anda çarpmadı heyecanla.
Vücutlarımız bir olmadı.
Ellerimiz birbirine kenetlenmedi.
Daha yaşayacağımız bir ömür var.
Birlikte yaşlanmalıyız biz.
El ele ölmeliyiz.
Birimiz önce değil!
Tut beni hiçbir şeyim.
Daha edemediğimiz birçok kavga var.
Gitmeme izin verme hiçbir şeyim.
Daha çok erken.
Sana doyamamışken,
Ölmeme izin verme.

27 Haziran 2013 Perşembe

Değiştim

Her şey bitti.
Evet bitti biliyorum.
Artık eskisi gibi değilim.
Değiştim.
Farklıyım.
Özlemiyorum.
Ağlamıyorum.
Üzülmüyorum.
Sevmiyorum.
Keşke demiyorum.
Geri dönmek istemiyorum.
Geçmişi düşünmüyorum.
Umursamıyorum.
Önemsemiyorum.
Kabulleniyorum.
Gerçekten gülüyorum.
Yeniden başlıyorum.
Hissedebiliyorum.
Yeniden sevebiliyorum.
Yeniden güvenebiliyorum.
Baştan başlıyorum.
Yaşıyorum.

25 Haziran 2013 Salı

Korkularım Var

Korkularım var.
Herkes gibi...
Üstesinden gelemeyeceğim olaylar
Ve yüzleşemeyeceğim korkularım var.

Sevdiğim biri var.
Ve o sevdiğim kişiye olan zaafım...
Kırgınlıklarım var.
Ve çok fazla gözyaşım.

Dakikalarca güldüğüm hatıralarım var.
İçinde zaafım olan adam.
Aylarca döktüğüm gözyaşlarım var.
Nedeni zaafım olan adam.

Nedeni olmayan terk edilişlerim var.
Ve nedeni olmayan aldatılışlarım.
Yüz üstü bırakılışlarım var.
Her seferinde güvenimi boşa çıkaran biri var

İstediğinde gelen bi adam var.
Zaafım olan adam.
Ve istediğinde çekip giden bir adam var.
Ve o da zaafım olan adam.

Hayatımın içine eden biri var.
Bu biri en çok sevdiğim biri.
Ve bu biri zaafım olan biri.
Ve bu biri hiçbir zaman karşı koyamayacağım biri...

22 Haziran 2013 Cumartesi

Şarkılar Anlatsın

Gözyaşları...
Aslında ne çok anlam yüklüler.
Belki bir aşk acısı
Belki aile özlemi..

Bir şarkı dinlersin ve ancak bittiğinde yanaklarındaki ıslaklığı fark edersin.

Dalıp gidersin mesela.
Bir anı canlanır gözünde,
Yanaklarında ise gözyaşları..

Ne çok sevmişim meğer.
Hiç değmemiş meğer...

Her bir hücrenin özlediğini hissettin mi hiç?

Ağlasam, hüznümü akıtsam geçer belki bu durgunluğum
Ama ağlayamıyorum bile...
O kadar çok üzgünüm ki
Bunu akıtacak gözyaşım yok.

Öyle çok şarkı yazılmış ki aşk adına
Ayrılık adına, sevgi adına...
Hiçbiri anlatamıyor ama beni
Ve hiçbiri getirmiyor seni bana geri.

Acıma sakın bana!
Ben seçtim seni senden sonra da sevmeyi.
Ben sevdim seni sen yokken sevmeyi.
Ve ben en çok sensizliği sevdim.

18 Haziran 2013 Salı

Özledim

Tam unuttum dersin karşına bir cümle çıkar ve bütün anılar geri gelir. Gözyaşları hücum eder. Sen düşünmemeye çalışırsın, yutkunursun ama o yaşlara mani olamazsın. Boğazın düğümlenir, hıçkırıklar yüzünden nefes alamazsın. Sarılsan geçecek oysa bilirsin. Ama sarılamazsın.

Belki tek bir bakış her şeyi düzeltebilir. Tek bir kelime; özledim... Ama dudaklar o harfleri oluşturmana yardım etmez işte. Hayat karşılaştırmaz sizi.

Sen hiç nefessiz kalıp ölmeyi istedin mi?

Bir anda bütün anılar hücum ediyor beynime. Hangisini seçip tekrar yaşasam? Buldum!

Hava buz gibiydi. Okuldan çıkmıştık ve altımda etek vardı. "Bu havada etek giyme, hasta olacaksın." demişti.  Dershaneye kadar yürümüştük. Sıcacık elleriyle ellerimi ısıtıyordu. Onu bırakıp gitmek istemiyordum. ilk kez elimi tutuyordu ve midemde kelebekler vardı. Gözlerinin içine baktım, sevgi doluydu. "Sarılabilir miyim?" dedim. "Hayır." dedi. Üzüldüm önce. Sonra kollarını açtı kocaman. "Burası her zaman senin!" der gibi... Başımı göğsüne yasladım, yüzümü gömdüm sıcacık kalbine... Kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Beni çok seviyordu. Onu çok seviyordum. 

Ama sevgi dozunda güzeldi...

Çok sevmiştik. Ve birbirimize zarar verdik....

17 Haziran 2013 Pazartesi

Unutmak Güzeldir

Bilmem ki ne zaman vazgeçtim.
Düşünmekten, sevmekten, özlemekten 
Yaşamaktan...

Öldüğüm günü hatırlayamıyorum.

Bir uçurumdan aşağı baktığında midende oluşan o his..
Nedeni olmayan bir boşluk,
Ve nedeni bilinmeyen bir terk ediliş..

Gözlerinde acıdan bıkmışlık
Ve günlerdir süren lanet olası baş ağrıları
Bunların da nedeni yok.

Çay demlesem döner misin?

Sevilmiştik...
Sevişmiştik...
Çığlıklar atarak.

Tenim soğuk, içimde kan yok.
Uyuyamıyorum da
Artık sevmiyorum da seni

Sanırım öldüm. 
Evet öldüm! 
Ama hatırlayamıyorum...

Dudaklarımı yememe yardım eder misin?


7 Haziran 2013 Cuma

Bomboş Bir Kalp Düşün

Bir çok hatam var. Bilerek yaptıklarım... Engel olamadıklarım... İstemeden hayatıma dahil olan bir çok insan var, ardında çok derin yaralar açıp istemediğim zamanlarda giden.. Beklemeden gelen ve istemeden çekip giden. 
Ellerim titriyor. Üşümek böyle olsa gerek. Yalnızlığı iliklerinde hissetmek bu. Özlemek ve geri getirememek... Ne acı, Ne kadar acınası. Yazık! Bir hiçlik var, bir boşluk. tarifsiz bir his. Mutlusun ama değilsin. Nedensiz mutluluklar ve bazen tek bir şeye bağlı sevinçler. Bir gülücük belki. Belki de minik bir bakış. Hiç temas yok. Bol bol mesafe. Sevgiden mahrum yetişmiş bir aşk belki. Belki de aşk dolu bir sevgi.
Buz gibi bir nefes aldım. Ve devam ediyorum. Kendimden hiç beklemezdim ağlamadan böyle zamanların geçeceğini. Ben hep ağlarım. Ağlardım... Yapabildiğim iki şey var zaten; biri ağlamak. Bir diğeriyse özlemek. Birilerini özlemeden yaşar mı insan? Olmaz!
Bir dostun sıcak kolları çok müsait mutlu olmak için. Bütün hüznünü dindirebilir orası. Sünger gibi emer hatta gözyaşlarını. O dostlar yok mu o dostlar! İnsanın kahrını çeker.Annemin doğuramadığı kardeş!
Mesela en çok o kardeşler özlenir. En çok onlarla ağlanır. Ama onlara ağlanmaz. 
Kaybettiklerim. Eğer bir gün tekrar kazanırsam.... Bu cümlenin devamı yok. Hiçbir zaman da olamayacak büyük ihtimalle. Çünkü kaybedilenler asla geri kazanılamaz. Yitirdiğim o büyük aşk! Ve değeri bilinmemiş birçok sevgili. O sevgililerle çekip giden sevgi. Kalbimdeki o boşluk budur belki..
Ağlayamamak ne büyük şanssızlık!
Ve severken yalnız kalmak...
O kadar söylenecek sözden hiçbir şeyin seçilememesi. Ve dudaklardan kelimeler yerine boş bir nefesin verilmesi.. Bazen bir şarkı konuşur yerine. Bazen o an şarkı bile susar haline.